25 Nisan 2012 Çarşamba

Futbol tesadüfleri sever

Geçtiğimiz 5 günde 3 birbirine benzer maç izledik futbolseverler olarak.Bu 3 maç bize futbolun bilinmezliklerini ve güzelliğini en iyi şekilde gösterdi diye düşünüyorum.Futbolu her zaman göze hoş gelen oyunu oynayan kazanamaz, biraz şans ve iyi oyunla Barcelona'yı bile mağlup edebilirsiniz.Sert ve disiplinli bir savunma, 2 sezon önce olduğu gibi Barcelona'yı 7 günde 3 kez üzdü.Mourinho, daha önce yaptıkları maçlardan çok iyi ders çıkarmış.Bunu sahaya yansıtma kısmında da gayet başarılıydı Madrid.Müthiş alan savunması ile Barcelona'yı sıkıştıran Real, Nou Camp'ta 2-1 galip gelip artık şampiyonluk ipini göğüslemiş gözüküyor.Ama sezonun geneline baktığımızda bu şampiyonluğu hak eden takım Real Madrid."Şampiyonluk küçük takımlarla oynanan maçları kazanmaktan geçer." dediler ve yenmedik takım bırakmadılar.Sonunda "el clasico"da kazanan Mourinho'nun öğrencileri için bu sezon rüya gibi geçti.

Gelelim ülkemizin en büyük derbisine.Maçtan önce favori Galatsaray diyenlere, derbilerin favorisi olmaz demekten dilimizde tüy bitti.Bakınız 2000 yılında Galatasaray UEFA şampiyonu olmuş, gelmiş; Ali Sami Yen'de Galatasaray'ın Fernerbahçe'yi deyim yerindeyse haşat etmesi beklenirken, Johnson çıkar ve frikikten Sarı-Lacivertlileri 1-0 öne geçirir.Maçta bu sonuçla biter.Nitekim maç başladı ve Fenerbahçe 1-0 öne geçti, Ziegler'le.Galatasaray'ın rakibini sıkıştıran oyunu Fenerbahçe'yi her geçen dakika dahada bunalttı.Selçuk'un enfes frikiğiyle 1-1'i bulan Sarı-Kırmızılılar, maçı izleyen herkesi artık bu iş Fenerbahçe için bitti gözüyle izletmeye başladı.Galatasaraylı futbolcuların beceriksizliği ve Volkan'ın inanılmaz kurtarışlarıyla Fernerbahçe oyuna tutundu.Sonrasında ikinci yarı rakip ceza sahasına girmeyen Fenerbahçe, 3 pasta yerleşik Galatasaray savunmasının darmadağın etti ve Stoch'un golüyle 2-1 öne geçti.Böylece art arda iki günde oynanan bu iki maç bize Galatasaray'ı Barcelona, Fenerbahçe'yi Real Madrid olarak gösterdi.İki maçta skorun değişimi aynıydı.Önce Fenerbahçe 1-0,sonra 1-1 ve son olarak Fenerbahçe 2-1'le mağlup ediyordu Galatasaray'ı.

Dün geceye dönersek, bizim için Barcelona ve Chelsea'den daha önemli bir adam vardı sahada.Cüneyt Çakır, Terry'nin hareketini inanılmaz yakalamış ve hiç tereddüt etmeden onu oyundan attı.Fakat şöyle bir durum var, dün akşam oynanan maç Barcelona-Chelsea değil, Galatasaray-Fenerbahçe olsa da böyle tebrik eder miydik Cüneyt Çakır'ı orası muamma.Neyse maçın gelişimine gelelim.Karşılaşmadan önce size Barcelona 2-0 öne geçip, 2-2 berabere kalacak ve üstüne üstlük Messi penaltı kaçıracak desem, herhalde bana gülerdiniz.Ayrıca şu noktaya değinmek istiyorum, futbolun kara büyüsü Messi'ye bulaşmış.Chelsea'ye karşı 8 maçta 0 gol ve dün kaçan penaltı.Barcelona, yine bildiğimiz ceza sahasının önünde pas trafiğini yaptı ve ilk gol geldi.İkinci gol ise kırmızı kart görmüş ve dağılmış Chelsea'ye karşı geldi.Fakat rahatlayan Katalanlar 45'te beklenmedik bir golle şaşırdı.Lampard'ın enfes pasında topla buluşan Ramires klas bir vuruşla topu Valdes'in üstünden ağlara gönderdi.İkinci yarının başında Messi'yle penaltıdan yararlanamayan Barça, sonrasında Chelsea savunmasını geçemedi.Ceza sahası önünde yapılan pas trafiği biraz yavaş kaldı bence dün gece için.Bu durumda Chelsea'nin işine geldi.

Birbirine yakın tarihlerde oynanan 3 maç.Hepsinde senaryo aynı.Bence buraya söylenecek en uygun söz: Futbol tesadüfleri sever.

23 Nisan 2012 Pazartesi

Galatasaray 1-Fenerbahçe 2: Atamayana atarlar

Futbol hiçbir zaman sadece futbol değildir.Futbol oyunu her zaman adaletli bir oyun değildir.Bu oyunu güzelleştiren ve heyecanlı kılan özelliği de budur.Türk Telekom Arena'da dün gece rastladığımız olay futbolun adaletinin olmadığına somut bir kanıttır.İnanılmaz bir derbiyi geride bırakırken Arena'dan 3 puan çıkartan Fenerbahçe, şampiyonluk yarışında lider Galatasaray ile arasındaki puan farkını 2'ye indirdi.

Maça beklendiği gibi hızlı başlayan ev sahibi Galatasaray oldu.Fakat 17. dakikada golü bulan Ziegler ile Fenerbahçe oldu.Alex'in zeka dolu pası ve Ziegler'in müthiş bir süratle Semih'in önüne geçmesi Sarı-Lacivertlileri 1-0 öne geçirdi.Golü bulan Fenerbahçe bize adeta 'dejavu' yaşattı.Kadıköy'de berabere biten maçta olduğu gibi yine rakibine karşı çok zor direnen ve karşılık veremeyen bir Fenerbahçe vardı.Sarı-Lacivertliler yine savunmasına güvendi.Nitekim savunmada kaleci Volkan liderliğinde, Yobo, Bekir, Gökhan, yer yer Selçuk çok etkili oldu.Bugün yine baktığımızda Alex de Souza'nın çok etkili olmadığını gördük ama yine bir asist yaptı.Sow'un sakatlanması Fenerbahçe'nin ilerde top tutmasını iyice zorlaştırdı.

Galatasaray cephesinde ise golü bulana kadar rakibe inanılmaz bir pres vardı.İkinci yarının başından itibaren orta sahayı ele geçiren Sarı-Kırmızılı ekip, golü Selçuk'un ayağından buldu.Son zamanlarda etkili serbest vuruşlarıyla dikkat çeken Selçuk, Volkan'ı çok klas bir frikik golüyle mağlup etti ve skoru eşitledi.Bundan sonra taraftarıyla birlikte saldıran Galatasaray takımı çok net pozisyonlardan yararlanamadı.Kadıköy'de olduğu gibi hücum ederken toplar genellikle kanat bölgesinde olan Engin'in ayağındaydı.Engin ve Elmander, oyuna sonradan giren Aydın'a iki net pas attı.Fakat Aydın bunları değerlendiremedi.Golleri kaçıran Galatasaray takımı, savunmayı boş bırakmıştı ve saldırmaktan yorulmuştu.İşte o anda herkesin bildiği kural yani 'atamayana atarlar' kuralı gerçekleşti.Kale vuruşunu bomboş kalan Özer'e doğru kullandı Volkan.Özer topu kafasıyla Bienvenu'ye doğru attı.Bienvenu'nün arkasında kalan Semih, seri bir hareketle topu kurtarmaya çalışsa bile Bienvenu, Stoch'un önüne güzel bir pas attı.Stoch, seri bir hareketle Ujfalusi'nin önüne geçti ve Muslera ile karşı karşıya pozisyonda topu ağlara gönderdi.O anda futbol tanrısı bu işe el koymuştu.

Son olarak maçın yıldızı kesinlikle Volkan'dı.Yaptığı kritik kurtarışlarla takımını oyunda tuttu.Yalnız dikkatimi çeken bir şey vardı.İki takımda hücum etmek için kendi sol kanatlarını tercih etti.Fenerbahçe, Reto ve Caner'le; Galatasaray, Emre(Aydın girince Engin) ve Hakan'la.Eboue'nin bindirmeleri olmadı.Keza Fenerbahçe takımında Gökhan Gönül.İkinci dikkatimi çeken şey ise Galatasaray takımının stoperlerinin yavaşlığı.Ujfalusi ve Semih, nadir gelişen Fenerbahçe hücumlarında 2 golde de skoru yapan oyuncunun arkasında kaldı.Sonuç olarak Fenerbahçe yüreğini ortaya koymuştur ve kazanmıştır.Futbolun adaleti olsa Galatasaray kazanırdı? Fakat futbolun adaleti de 'atamayana atarlar' der.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Reading Premier League'de


İngiltere Championship'de Reading, dün gece kendi stadı olan Madejski'de Nottingham Forest'ı ağırladı.Bu maç Reading takımı ve taraftarları için çok büyük bir önem taşıyordu.Çünkü bu maçtan alacakları galibiyet ve West Ham United'ın deplasmanda Bristol City'e puan kaybetmesi durumunda, 2008 yılında ikili averajla veda ettikleri Premier League'e yükseleceklerdi.Geçtiğimiz cuma günü, en yakın takipçileri Southampton'ı deplasmanda 3-1'le geçen takımda moral, motivasyon üst düzeydeydi.Oynadıkları 14 maçın 16'sında sahadan galip ayrılan Reading'in taraftarı takımına güveniyordu.

West Ham-Bristol City maçında skor 1-1 devam ediyordu.Ancak Reading henüz golü bulamamıştı.Dakikalar 81'i gösterdiğinde sahneye çıkan Leigertwood topu ağlara gönderdi ve maçta başka gol olmayınca ligin bitimine iki hafta kala ilk 2 sırayı garantileyen Reading, gelecek sezon Premier League'de oynamaya hak kazandı.Maç sonunda büyük bir sevinç yaşandı.Reading'de bulunan Türk futbolcu Jem Karacan bu maçta sakatlığı nedeniyle forma giyemedi.

Reading, geçen sezon Premier League'e yükselmek için play-off oynamış ancak Swansea City'e kaybedip, umutlarını gelecek sezona taşımıştı.Gelecek sezon Premier League'de mücadele edecek olmaktan dolayı müthiş bir sevinç yaşayan taraftarlar, takımlarına oldukça güveniyorlar.

14 Nisan 2012 Cumartesi

Sezonun altın eldivenleri

Geçtiğmiz hafta normal sezonunu geride bıraktığımız Süper Lig'de, sezonun genel değerlendirmesini sizinle paylaşmıştım.Fakat sezonun kalecileri konusunu ayrı bir yazı olarak ayırmayı düşündüm.Sahadaki 10 oyuncunun hepsi kötü oynasa bile kalecilerin performansı bazen maçı kurtarmaya yeter.Futbolda kalen sağlamsa başarılı olursun.İşte bu sezonun en iyi file bekçileri.

Fernando Muslera (Galatasaray)

Takıma bu sezon katılan Uruguaylı file bekçisi, Türkiye'ye ve Galatasaray'a çok çabuk uyum gösterdi.Bu sezon 33 maçta kalesinde sadece 24 gol görerek, Mondragon'dan sonra yaşanan kalecisi sıkıntısına da son verdi Muslera.Başarılı performansıyla Galatasaraylı taraftarlarında sevgilisi olan Muslera, aynı zamanda bu sezon kulüp tarihindeki bir rekoruda egale etti.Mondragon ve şu an Muslera'nın Galatasaray'a gelmesinde büyük rolü olan Taffarel'in paylaştığı normal sezonda 32 maçta 15 maç gol yememe rekorunu, 16 maçla egale etti.Sezonun son maçı olan Manisaspor maçında takımının penaltıdan 3. golünü atan Uruguaylı, Simovic'ten sonra Galatsaray tarihinde gol atan ikinci kaleci olarak kulüp tarihine geçti.25 yaşındaki kalecinin bu başarılı performansının arkasında kulübün efsane kalecilerinden Taffarel olduğunu unutmamak gerekir.Bu sezon unutulmayacak bir performans sergiledi Fernando Muslera.

Volkan Demirel (Fenerbahçe)


Fenerbahçe'nin ve milli takımımızın başarılı file bekçisi Volkan, formsuz başladığı 2011-2012 sezonunu iyi bitirdi ve sezonun altın eldivenleri listesinde yerini aldı.Tabi ki sezon başında takımın yaşadığı olaylardan dolayı farklı bir ruh hali vardı.Kulüp zorlu günler geçiyor.Ama Volkan Demirel gösterdiği başarılı performansla takımının topladığı 68 puana önemli bir katkı sağladı.Bu sezon 32 maçta kalesinde 34 gol gördü.Fenerbahçe takımının genel durumu ise Volkan'ın performansını oldukça etkiledi diyebiliriz.Kupada 2-0'dan çevirilen Kayserispor maçına geçen sezonun Antalyaspor maçı gibi bakılması oyuncuların ne kadar motive olduğunun bir kanıtı bence.Volkan sadece kaleciliğiyle değil, ruhuyla ve mücadelesi ile Fenerbahçe taraftarının sevgilisi oldu.Bakalım Fenerbahçeli file bekçisi Süper Final'de nasıl bir performans sergileyecek?

Tolga Zengin (Trabzonspor)

Bu sezonun sadece Türkiye'de değil, belki de tüm Avrupa'da en formda kalecilerinden biriydi.Sezon başında oynadığı Inter maçıyla, sakatlanan Onur'u aratmayacağını hatta ondan daha iyi olduğunu gösterdi.Bu sezon ligde 34 maçın hepsinde forma giyen Tolga, Trabzonspor'un Avrupa'daki maçlarında da başarılı bir performans sergiledi.2011-2012 sezonunun öne çıkan kalecilerinden Tolga Zengin, sahada aynı zamanda hocası Şenol Güneş'i temsil ediyor ve bunu çok iyi bir şekilde yaptığı yadsınamaz.Özellikle Şenol hocanın Trabzonspor'una baktığımızda Tolga ve Onur milli takımımızın Volkan'la birlikte en iyi kalecileri.Yani Şenol hoca kendi bildiklerini oyuncularına geçirmekte başarılı olduğunu bu sonuçla gösteriyor.Spor Toto Süper Lig'de 34 maçta kalesinde 39 gol gören Tolga Zengin'in Süper Final performansı tüm futbolseverler tarafından merakla bekleniyor.

Zydrunas Karcemarskas (Gaziantepspor)


Gaziantepspor takımının söyle bir özelliği var.Ligi lider bitiren Galatasaray'dan sonra Süper Lig'in 33 golle en az gol yiyen takımı durumunda.Bu istatistik Gaziantepspor savunmasının ve file bekçisinin başarısıdır.Zydrunas Karcemarskas, Muslera ile birlikte ligimizin en iyi iki yabancı kalecisi.Litvanyalı file bekçisi, bu sezon 29 maçta forma giydi ve başarılı performansıyla takımını taşıdı.Hikmet Karaman'ın gelişiyle müthiş bir çıkış yakalayan Gaziantepspor, bu form durumunu daha önce yakalasaydı, belki de Avrupa için Play-off oynayan takımlar arasına girebilirdi.Son maçlardaki yükselişi neredeyse buna yetecekti ama olmadı.Karcemarskas'ın performansı geçen sezondan bu yana düşmüş gibi gözükse bile düşmedi.Başarılı çizgisini devam ettiriyor Litvanyalı.

8 Nisan 2012 Pazar

Normal sezonun ardından

Başlangıç ve bitişi anormal olan hızlandırılmış bir sezonun ilk bölümünü geride bıraktık.Şimdi ise sezonun başından beri eleştirilen play-off sistemine çevrildi gözler.4 büyük takımın birbiriyle oynayacağı maçlar sonucunda 2011-2012 sezonu şampiyonunu bulacağız.Normal sezonun "en"leri, sürprizleri ve hayal kırıklıklarını sizler için kendimce analiz etmeye çalışacağım.

Sezonun sürpriz takımı: Gençlerbirliği

Avrupa mücadelesindeki son 4 takım arasına son dakikada girememesine rağmen, son haftaya kadar 5. ve 6. sıralarda dolaşan Ankara ekibi, bence bu sezonun sürprizine imza atmıştır.Eğer Avrupa play-off'una girebilselerdi, bu söylediklerimi kanıtlayacak daha somut veriler elde edebilirdim.Ama yine de sezon başında küme düşme yarışına oynayacak gözüyle bakılan Gençlerbirliği'nin ligi böyle bitirmesi başarıdır.Özellikle bir Fuat Çapa sempatizanı olarak bir hocanın takıma nasıl kimlik kazandırdığını bize gösterdi Fuat hoca.Sezonun ilk yarısında oynadıkları ve 0-0 biten Fenerbahçe maçından sonra: "Bu sezonun sürpriz takımı Gençlerbirliği olacak" diyen Fuat Çapa bu cümlesini gerçekleştirmiştir.Gençlerbirliği taraftarına sezon başında takımlarının böyle bir mücadeleyle Avrupa play-off'unu kıl payı kaçıracakları söylense gülüp geçebilirlerdi.


Bence Fuat Çapa, Gençlerbirliği için büyük bir şanstır.Gelecek sezon bu çizgisini sezon başından itibaren devam ettirmeyi başarırsa Gençlerbirliği, 4 büyüklerin korktuğu Anadolu ekipleri arasına girebilir.Hatta bence girdi bile.Ancak burada yine dikkat çekmek istediğim nokta İlhan Cavcav.Fuat Çapa gibi genç ve Türk bir teknik adama bu takımı emanet edip, ona güvenen yönetimin payı çok büyüktür.Belki sezonun sürpriz takımı için seçilebilecek başka bir takımk vardır.Örneğin; Sivasspor,İstanbul BB vs.Ama benim şahsi düşüncem Fuat Çapa ve Gençlerbirliği'dir.Ayrıca Herve Tum'un bu sezon attığı 15 golle yeniden hareketlendiği bir sezon oldu.Gençlerbirliği takımı gelecek sezon Ankara'yı Süper Lig'de temsil eden tek takım olacak.Bu yönüyle tüm Ankara halkından tam desteği alacağını düşünüyorum.

Sezonun hayal kırıklığı yaşatan takımları: Kayserispor-Manisaspor

Samimi bir şekilde iki takım arasında kaldığımı belirtmek istiyorum: Kayserispor ve Manisaspor.Onun için bu bölümde iki takımı değerlendirmek istedim.Öncelikle Kayserispor'dan başlayalım.Avrupa Ligi play-off'larına katılması en azından oralarda mücadele etmesi gerektiğini düşündüğümüz Sarı-Kırmızılı ekip, sezon içinde öyle bir hal aldı ki neredeyse küme düşme yarışına girdi.Küme düşme yarışından kurtulan ve ligin orta sıra takımı diye tabir ettiğimiz bölümüne girdiler.Ama Kayserispor'un ellerindeki teknik direktör,stadyum,oyuncular ve Kayseri halkıyla orta sıra takımı olmaya hakkı yoktur.Bu saydıklarım bence yeterlidir, bu sezonun hayal kırıklığı olması için.Tam bir form grafiği yakaladıkları sırada yaşanan Amrabat krizi ve yönetimin kriz sürecini iyi yönetememesi Kayserispor'u bu sezonun hayal kırıklıkları arasına soktu.Bir futbol kenti olan Kayseri en azından Avrupa için mücadele etmeliydi.Yapılan yanlışların tekrar edilmemesi için Şota ve yönetimin çok özen göstererek bir sezon planlaması yapması gereklidir bence.Kapasitesinin çok altında kalan Kayserispor, umarım gelecek sezon o korkulan Anadolu takımları arasındaki yerini yeniden alır.

Sezona Kemal Özdeş yönetiminde muhteşem başlayan Manisaspor,bir ara ligde ilk 4 takım arasına girmesine rağmen bu çizgisinin tam tersini ligin ikinci yarısında sergiledi.Bu kötü gidiş önce Kemal Özdeş'in takımdan ayrılmasıyla ve takım küme düşme potasına girmesiyle devam etti.Takımın başına gelen Ümit Özat yönetiminde kötü gidişe dur diyemeyen Manisaspor, yoluna Reha Kemal Erginer ile devam etti.Manisaspor için ligin ikinci yarısının özeti: 3 teknik adam, 17 maçta 2 galibiyet ve Bank Asya 1. Lig oldu.

Sezonun en iyi yerli oyuncuları: Burak Yılmaz-Selçuk İnan


Biri gol, diğeri asist kralı.İlk olarak bu sezon bir rekora imza atan Burak'la başlayalım.Herkes ondan Tanju'nun 39 gollük rekorunu kırmasını bekliyordu.Ancak yaşadığı formsuz bir dönem onun bu rekordan uzaklaşmasına neden oldu.Ama başka bir rekora imza atarak Trabzonspor tarihine geçti Burak Yılmaz.Burak, Fatih Tekke'nin bir sezonda Trabzonspor formasıyla en çok gol atan oyuncu olma rekorunu attığı 32 golle ele geçirdi.Takımının hücum yükünü neredeyse bütün sezon taşıyan golcü oyuncu,tam anlamıyla muhteşem bir sezon geçirdi.Bir futbolcunun gelişimi, Şenol hoca sayesinde gözlerimiz önünde gerçekleşmiş oldu.

Galatasaray'ın sezonu lider bitirmesinde büyük rol oynayan oyuncuların başını çekiyor Selçuk.Saha içinde takım arkadaşlarıyla anlaşması, takımın sahadaki beyni olması ve futbol zekasıyla Galatasaray'ın lider olmasında büyük rol oynadı.Aynı zamanda bu oyununu istatistiklere de yansıtmayı başardı.34 maçın hepsinde oynayan başarılı orta saha oyuncusu, arkadaşlarına verdiği 10 gol pasıyla birlikte bu sezonun asist kralı oldu.Bu sezon gösterdiği gelişmeyle bir kademe daha atladı Selçuk İnan.Bu iki oyuncu içinde lig daha bitmedi.Özellikle Selçuk geçen sezon olduğu gibi yine şampiyonluk yarışı içinde.İki oyuncu da Süper Final'de yeteneklerini sergilemeye devam edecektir.

Sezonun en iyi yabancı oyuncuları: Alex de Souza-Manuel Fernandes

Geçen sezon gösterdiği harika performans sonrası bu sezon çok düşük gibi gözükebilir Alex.Ancak takımın yaşadığı bu zor dönemde muhteşem bir liderlik örneği sergilemiştir bence.Bu sezon oynadığı 29 maçta 14 golle yine takımın gol yükünü çeken Alex de Souza, zor dönemde takıma ruh kazandıran oyuncuların başında geliyor.Onun büyüklüğünü anlatmaya gerek yok.Geçtiğimiz günlerdede profesyonel futbol kariyerinde 17.yılını kutlayan Alex, ilerleyen yaşına rağmen hala bize futbolun güzelliklerini izletmeye devam ediyor.Türkiye'ye gelmiş geçmiş en iyi yabancılardan biri olduğu kesin.


Gelelim bir diğer futbol cambazına.Beşiktaş'ın kötü gidişine rağmen takımı izlediğinizde parlayan bir futbolcu vardı.Bunu fark etmek çok zor olmuyordu.Beşiktaş taraftarı içinde bu sezonun futbolcusu kuşkusuz o.Bahsettiğim kişi Manuel Fernandes.Geçtiğimiz sezon devre arasında Simao ve Almeida'yla birlikte trasfer edilen Portekizli futbolcu, bu isimler arasında çok dikkat çekmemişti.Simao,Almeida,Quaresma,Guti...Fernandes'in ismi geçmiyordu.Ta ki geçen sezon oynanan Türkiye Kupası final maçına kadar.En azından ben öyle düşünüyorum.Bize tam potansiyelini gösterdiği ilk maçtı.Şimdi ise Fernandes bu saydığım isimlerden daha değerli hem taraftarın gözünde hem de maddi olarak.

Sezonun teknik direktörü: Fatih Terim-Bülent Korkmaz

Tabi ki Fatih Terim'i buraya almamak haksızlık ve Türk futboluna ayıp olurdu.Efsane olduğu kulüp çok zor durumdaydı.Her şeye sıfırdan başladılar.Yeni oyuncular ve yeni motivasyon lazımdı Galatasaray takımına.Bunu başarabilecek ve bunun formülünü bilen tek kişiydi Fatih Terim.İlk olarak takımın kemik yapısı değiştirildi.Hedef olarak 2000 ruhu gösterildi.Teknik ekibe o takımdan oyuncular dahil edildi.Kaliteli oyunculardan kurulan yeni takımın kaynaşması ve takım kimyasını yakalaması sadece birkaç maç kaybettirdi Sarı-Kırmızılılara.Yeni transferlerin yanı sıra Emre ve Semih gibi genç oyuncularda bu sezon takıma kazandırıldı.Fatih Terim yönetiminde yeni bir ruh yakalayan Galatasaray, ilk yarıyı olduğu gibi normal sezonuda lider bitirdi.Galatasaray'ın geçen sezon yaşadıklarından sonra buraya tekrar çıkması onun eseridir bence.


İkinci olarak Bülent Korkmaz'ı seçtim.Ligin ilk yarısı bittiğinde Yücel İldiz ile yollarını ayıran Karabük için işler iyi gitmiyordu.Bülent Korkmaz umutsuz bir şekilde geldiği Karabükspor'un teknik direktörlük koltuğunda büyük bir başarı elde etmiştir.Ligin ilk yarısı unutuldu ve yeni bir lig başladı Bülent hoca yönetimindeki Karabük için.Kadro yapısı değiştirildi.Normalde bir takımın bu kadar çabuk kaynaşması kolay değildir.Ancak bunu çok iyi başaran Bülent Korkmaz ve futbolcuları ligin ikinci yarısında aldıkları başarılı sonuçlarla lige tutundular.İlk yarının tam tersi bir performansla ikinci yarıda esip gürleyen Karabükspor ligde kalmayı başardı.

Hızlandırılmış koca bir sezon geride kalırken benim aklıma kazınanlar bunlardı.Son olarak bana göre sezonun en güzel 3 golünü sizinle paylaşmak istiyorum.

3-Necati Ateş (Sivasspor-Galatasaray)


2-Miroslav Stoch (Fenerbahçe-Kayserispor)


1-Manuel Fernandes (Beşiktaş-Manisaspor)

5 Nisan 2012 Perşembe

Fantastik dörtlü

Avrupa'nın hatta dünyanın kulüpler bazında en büyük turnuvası olan Şampiyonlar Ligi'nde final yolundaki son 4 takım dün akşam oynanan rövanş karşılaşmaları sonucunda belli oldu.Allianz Arena'da 19 mayıs'ta oynanacak final karşılaşması için artık sadece yarı final karşılaşmaları kaldı.Yarı finaldeki eşleşmeler ise tek kelimeleyle muhteşem.Kalan son 4 takımı "Fantastik Dörtlü" olarak adlandırmak yanlış olmaz bence.Kendimce yarı final eşleşmelerini sizler için değerlendireceğim.

 

Real Madrid-Bayern Münih


Bu kupayı 9 kez ile en çok müzesine götürmesine karşın, son yıllarda Şampiyonlar Ligi'nde gösterdiği kötü performans ile 10 yıldır ipi göğüsleyemedi Real Madrid.Kral Kupası'nda ezeli rakipleri Barcelona'ya elenen Eflatun-Beyazlılar bu sonuçla gözünü diğer iki önemli hedefi La Liga ve Şampiyonlar Ligi'ne çevirdi.La Liga'da puan farkını koruyan Real Madrid, Şampiyonlar Ligi'nde de iyi bir eşleşmeyle(APOEL) kendini yarı finale attı.Mourinho'nun üç farklı takımla Şampiyonlar Ligi'ni kazanma şansı, onu ve takımını hırslandırıyor.Ayrıca finalde Barcelona ile eşleşme ihtimali onlara intikam almak için başka bir fırsat sunuyor.Fakat finale ulaşmak Madrid için hiç de kolay olmayacak.Çünkü rakipleri finali kendi evinde oynamak isteyen Alman ekibi Bayern Münih.

Bayern Münih ise zor günler geçiren Marsilya'yı iki maçta da 2-0'lık skorla mağlup ederek yarı finalde Madrid ekibinin rakibi oldu.Bayern'de göze çarpan oyuncu kuşkusuz Mario Gomez.Son karşılaşmalarda gösterdiği performans ile göz kamaştıran Alman santraforun yanı sıra Bavyera ekibininde form düzeyinde müthiş bir yükseliş var.Kupayı daha önce 4 kez kazanan Bayern, en son 2001 yılında bu kupayı müzesine götürebilmiş.Real Madrid ve Bayern Münih takımları arasında oynanan ve unutulmayan Şampiyonlar Ligi maçları var elbette.

İki takım Bayern Münih'in Şampiyonlar Ligi'ni kazandığı son sezon olan 2001 yılında tıpkı bu sezon olduğu gibi yarı finalde karşı karşıya geliyor.İlk maçı Bernabeu'da Elber'in golüyle 1-0 kazanan Bayern, rövanşta Olimpiyat Stadı'nda İspanyol ekibini 60.000 taraftarının önünde yine Elber ve Jeremies'in golleriyle 2-1 mağlup ederek adını finale yazdırıyordu.Madrid'in tek golü ise Figo'dan gelmişti.Sonraki sezon ise kupayı Real Madrid kazanırken iki ekip bu kez çeyrek finalde karşı karşıya geliyor.İlk maçı 2-1 kazanan Bavyera ekibi bu kez Bernabeu'da İspanyol devine boyun eğiyor ve 2-0 kaybederek kupaya veda ediyordu.Bu sezonda iki takım arasındaki efsanevi maçlara bir yenisi ekleneceğinden şüphem yok.

 

Barcelona-Chelsea


Çeyrek finalde İtalyan devi Milan'ı eleyerek adını üst üste 5. kez yarı finale yazdırdı Barcelona.Messi ve takımı kırmadık rekor bırakmayarak Chelsea'nin rakibi oldu.Bu sezon Şampiyonlar Ligi tarihindede bir ilke gözünü dikmiş gözüküyor Katalanlar.Daha önce bu kupayı üst üste 2 kez kazanan hiç bir takım yok.Buna yaklaşan ve finalde kaybeden takım var.En yakın örnek Manchester United.Onlara engel olan takım ise Barcelona idi.Guardiola döneminde Şampiyonlar Ligi'ni iki kez müzesine götüren Katalan ekibinde hedef Messi,Xavi ve Iniesta üçlüsünün önderliğinde ipi göğüslemek.

Chelsea cephesinde ise Villas-Boas'ın gönderilmesinin ardından takımın geçici olarak başında duran Roberto Di Matteo yönetiminde başarılı sonuçlar alındı.Villas-Boas'ın son maçlarından olan Napoli yenilgisi rövanşta telafi edildi ve sürprize izin verilmedi.Sonrasında Portekiz ekibi Benfica'yı iki maçta da mağlup ederek yarı finale yükselen tek İngiliz ekibi, son şampiyon Barcelona ile kozlarını paylaşacak.Takımın sahibi Abramovic'in en büyük hayali olan Şampiyonlar Ligi'nin bu sezon gelmesi tam bir peri masalı olur Maviler için.Bu kupayı daha önce hiç kazanamayan Chelsea, sadece 1 kez 2008 yılında Manchester United ile final oynamış ve penaltılar sonucunda kupayı Kırımızı Şeytanlar'a kaptırmıştı.

İki takım arasında oynanan efsane maçlardan birisi.Şampiyonlar Ligi'nde gruptan sonra ilk aşama olan son 16 turunda karşılaşan iki takım.O zaman Chelsea'nin başında Mourinho, Barça'nın başında ise Frank Rijkaard vardı.2005 yılında oynanan karşılaşmaların ilkinde Camp Nou'dan 2-1 galip ayrılan Barça, müthiş bir mücadeleye sahne olan ikinci maçta 4-2'lik skorla İngiliz ekibine boyun eğiyordu.Sonraki yıl yani 2006'da yine son 16'da karşılaşan iki ekip arasındaki ilk maç Stamford Bridge'de Barcelona'nın 2-1'lik üstünlüğü ile sonuçlanıyor.Sonraki maç 1-1 bitiyor ve Barcelona o yıl sırasıyla Benfica,Milan ve finalde Arsenal'i yenerek ipi göğüslüyordu.

Barcelona ve Chelsea'nin 2009 yılındaki maçı ise bence aralarındaki en muhteşem maçtır.İlk maç Camp Nou'da 0-0 biter, ikinci maçta Essien'in erken golü Chelsea'yi 1-0 öne geçirir.Fakat pes etmeyen Barcelona 90+'da Iniesta'nın golüyle finale çıkan takım olur.Finalde bir başka İngiliz devi Manchester United'ı deviren Barça kupayı müzesine götürür.

2 Nisan 2012 Pazartesi

Alex'le 17. yıl


Futboldan anlamayan insanların bile bildiği ve saygı duyduğu bir isim olabiliyorsanız efsane olmuşsunuz demektir.Renklere bakmadan saygı kazanabiliyorsan, örnek biri olabiliyorsan efsane olmuşsun demektir.Efsane, kelimesine yakışan insan Alex de Souza'nın 2 Nisan 1995'te Coritiba'da başlayan başarılarla dolu futbol kariyerinin 17.yılı bugün.Alex'in kariyerindeki önemli notlarla 17 yılına kısaca bir göz atalım.

Türk futboluna ve Fenerbahçe'ye kazandırdığı değerler,başarılar onun kalbimizde ayrı bir yer edinmesinde en büyük etken.Fakat her futbolcuda bulunmayan insani yönü Alex'in sivrilmesinde önemli rol oynamıştır.9 yaşında doğduğu kentin yani Coritiba'nın alt yapısında başlayan bu 17 yıllık serüven, 1995 yılında Alex henüz 17 yaşındayken profesyonel kariyerine başlamasıyla start aldı.Coritiba'daki başarılı performansıyla Brezilya'nın önemli ekiplerinin dikkatini çeken Alex de Souza, Palmeiras'a transfer oldu.Palmeiras takımında gösterdiği başarılı futboluyla Brezilya Milli Takımı'na seçilen Alex, aynı zamanda Avrupa kulüplerininde dikkatini çekmiş ve 2002 yılında Parma'ya transfer oldu.

Ancak İtalya macerası umduğu gibi başarılı ve güzel geçmedi.Aşırı yabancılık çeken sabancı, 5 maç oynadıktan sonra tekrar ülkesine döndü.Brezilya'nın Flamengo takımına transfer olan Alex de Souza, kötü geçen sezonun ardından Cruzeiro'nun yolunu tuttu.Cruzeiro'da istenen performasını yeniden yakalamıştı ve bu performans onu Brezilya ile 2004 Copa America'ya gitme hakkı kazandırdı.Brezilya ile kupayı kazanma başarısı gösteren Alex, birçok Avrupa kulübünün listesinde olmasına rağmen 2004 yılında Türkiye'nin yolunu tuttu.Bir önceki Avrupa denemesi tam bir kabustu onun için.Fakat Fenerbahçe'de gösterdiği üstün performans ile hem Fenerbahçe taraftarının hem de Türk insanın kalbinde taht kurmuştur.

Bu hikayenin devamı ise bildiğiniz gibi.2004'ten bu yana ülkemizde bulunan Alex, artık bizden biri gibi.Tam 8 sene bir takımın değişilmezi olmak kolay değil.Bu 8 senelik süreçte kimler geldi, kimler geçti.Ancak hiçbirisi Alex'in yerini dolduramadı.Bu büyük futbol adamının profesyonel kariyerindeki 17.yılında, büyüklüğünü yeniden hatırlamalıyız.Zaten o her hafta sonu bize hatırlatmaya devam ediyor büyüklüğünü.Teşekkürler Alex, bize kazandırdığın değerler için.Nice 17 yıllara.